Değerli okurlar...
İşte biz o eşiği dört kişilik bir aile olarak 2019 yazınında aşmayı başardık.
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; okuyacaklarınız bir gezi yazısından çok bir
anı niteliğindedir.
Gezi boyunca yaşadığımız mutlulukları, tecrübeleri, dostlarımızla ve meraklılarla paylaşmak istedik. İstedik ki yolumuzdan
gideceklere ışık tutalım.
Bir baba, bir anne, bir Sude Ballı, bir Ali Paşa...
İşte bizim dört
kişilik aile. Deli dolu...
Grup ruhuyla,
yol nereye biz oraya prensibiyle gezmeyi hepimiz seviyoruz. Geziyorsak
anlaşıyoruz...😀
Daha önce
yaptığımız gezilerimizde sabit bir yerde kalmaktansa arabayla orası senin
burası benim gezmenin aile ruhumuza daha uygun olduğunu tecrübe
etmiştik.
Gezideki, ailenin beşinci üyesi kabul edebileceğimiz aracımız. 2016 model Citroen C-Elysee. Çok yol yaptı, çok kahır çekti. Maşallah hiç sıkıntı çıkarmadı.
Ve gezinin, yaşı
küçük, yüreği büyük kahramanları… Yorgunluk, uykusuzluk, kimi zaman öğün atlama, kimi
zaman baş edilemeyecek kaygı ve stres…
Bana mısın
demediler… İşbirlikçi, sabırlı, anlayışlı, çalışkan… Zaman zaman inanılmaz desteklerini hissettiğimi belirtmek istiyorum. Ayrıca İngilizceleri ile de iletişim kanalımız olmayı başardılar.
(Bu gazla başka bir gezide üç gün
yemese içmeseler ahh etmezler J )
Gezimizin, evimizin direği ve çiçeği…
Şimdi
geriye dönüp baktığımda o anları yaşarken hissettiğim mutluluğun belki de on
katını yaşıyorum diyebilirim.
Herkesin akşam yastığa başını koyduğu
zaman kurduğu bir takım hayalleri vardır mutlaka. İşte benim de birçok gece uykuya dalmadan önce kafamda
yüzlerce ayrıntıyı planlamaya çalıştığım hayallerimdi bu gezi. Her şey aslında
hayal etmekle ve planlamakla oluyor. Eğer buradaysanız ve bu satırları
okuyorsanız kesinlikle hayal etmeye başlamışsınızdır. İçinizde bir kurt sizi
kemirmeye başlamıştır. Sonrası biraz cesaret, biraz para ve iyi bir planlamaya
kalıyor. İşte bu satırlar sizlere aklınızdan geçen yolculuğa çıkmak için bir
nebze olsun cesaret ve fayda sağlamak için. Umarım faydalı olur.
Öncelikle,
“Neden araba?” sorusunun kendimce cevabını vermeye çalışmak istiyorum: Bir;
uçak biletlerinin oldukça pahalı. İki, gittiğiniz yerde yine şehirlerarası ve
şehir içi ulaşım için araca ihtiyaç duyuyorsunuz. Üç, gerçekten araçla yolculuk
yapmak gittiğimiz yerleri daha sahici yaşamanıza olanak veriyor. Dört, tabi ki
macera. Beş, Türk’ün araba sevdası. (Yalan mı? Adına roman bile yazılmış.)
Lafı
nasılda uzattım. Şöyle ufaktan bir giriş yapmaya çalışıyordum hâlbuki ki.
Gelelim hikâyeye…
Hep içimizde olan bu hayal Aralık 2018-Ocak
2019 gibi bizim evde iyiden iyiye dillenir oldu. "Neden olmasn?" soruları başladı sohbetlerimizde. Mart, nisan gibi adını koyduk.
Mayıs gibi tarihi kesinleştirmeye ve bütçeyi hazırlamaya koyulduk.
Temmuz ayı olarak kararlaştırdık tarihi. Aslında ağustos daha iyi olabilirdi belki ama
bir an önce bu yolculuğu yaşamak isteğimiz temmuza vesile oldu.
12 – 13
bin Tl diye planladık tahmini bütçeyi. (Euro kur: 6,50 civarıydı ortalama). 15 bini geçti, 16
bini aşmadı. Ancak burada şunu belirtmem gerekiyor; tüm gezi boyunca inanılmaz
derecede tasarruflu olmaya çalıştık.
Yemek
konusunda oldukça hazırlıklı yolculuğa çıkmış olmamız, bütçenin yükselmesini engelleyen
sebeplerdendi.
Kredi
kartınız mutlaka yanınızda olsun. Yurt dışı harcamalar için açtırmayı
unutmayın. Birçok harcamanızı kartla yapmanız; kur dönüşümü, yerel para
bulundurma vb birçok sıkıntıdan kurtarıyor sizi. Bankanın alacağı bir miktar
komisyon inanın yanınızda yüklü bir miktarla gezmeniz riskini ortadan kaldırma
adına önemli bile olmuyor. Paramızı üç kısma ayırdık. Bir kısmı bende, bir
kısmı hanımda ufakta olsa bir kısmı ise araçta gizlenmiş durumdaydı. Abartılı mı
oldu bilmiyorum ama asker cüzdanı tarzı bir cüzdan kullandım. Araçta olmadığım
sürece cüzdan bir iple kemerime bağlı gezdim J. Böylece hem
çalınma hem de bir yerlerde unutma riskini ortadan kaldırmaya çalıştım.
Oldu-bitti sedan ve dizel bir araç aklımdan geçerken yolculuğa neredeyse
C3’ümüz ile çıkacaktık. Son anda araç değişikliği işini hallettik. Yerini dizel
Citroën C-Elysée ile doldurduk. Dizel hiçbir şekilde
sorun olmuyor bilginiz olsun. Tüm yolculuk boyunca gümrük işlemleri dışında
polisle hiç işimiz olmadı. Trafik kurallarına çok ciddi uymak gerektiğini
söylemeye gerek yok sanırım.
İlk
olarak aracın detaylı bir bakımını yaptırdım. İki hatta üç farklı ustaya test
sürüşü yaptırdım. (Sakın ihmal etmeyiniz.)
Stepne, kriko, bijon anahtarı grubunu kontrol etmenizi
tavsiye ederim. Birer adet uzun ve kısa yedek far,
bir adet sinyal lambası bulundurmanız faydalı
olacaktır. Cam silecekleri değişimi ihmal edilmemeli.
(Önemli çünkü o Balkanlardan gelen yağışlı havaya doğru gidiyorsunuz.) Fosforlu yelek; Avrupa’da birçok ülkede yol
kenarlarında emniyet şeridi duruşlarında zorunlu. El feneri, pense, ayarlı
anahtar, tornavida seti, lastik yama seti vs vs malzemelerden oluşan malzeme
çantası elinizin altında olmalı. İlk yardım seti ve
reflektör yine aklınızda olsun.
Araç
için temelde üç belgeye ihtiyacınız var.
1.
Ruhsat
2. Ehliyet. Çipli olması gerektiğini
yine de hatırlatmak isterim. Geçerlilik konusunda bazı yerlerde yazılan çizilen
şeyler olsa da hiç sıkıntı yapmayın.
3. Yeşil kart denilen
uluslararası trafik sigortası yaptırmanız gerekecek. Birçok sigorta firması yapıyor. Bu sigortayı yaptırmayı son günlere veya sınır
kapısına bırakmamanızı önemle
vurgulamak istiyorum. Varsa mevcut kasko poliçenize bir miktar farkla yurt dışı
eklentisi yaptırabiliyorsunuz. Ayrıca sağlık sigortası yaptırmanız faydalı
olacaktır. Yeşil kart 58 Euro, kasko farkı 23 Euro, hayat sigortaları poliçeye
göre değişiklik gösterebilir.
Hazırlık
bölümüne geçerek oradan devam edebiliriz…








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder